Türkiye Cumhuriyeti

Düsseldorf Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

Koruyucu Aile Etkinliği, 06.03.2016

Değerli Meslektaşlarım
Sevgili Vatandaşlarım, Değerli Konuklar,

Hepinize hoşgeldiniz diyor; sizi en içten duygularımla selamlıyorum.

Hepiniz Başkonsolosluklarımıza yıllar yılı pasaport, nüfus ve vatandaşlık, nikah ve askerlik gibi resmi işlemler için geldiniz. Ama bizim vatandaşlarımıza verdiğimiz hizmetler sadece bunlarla sınırlı değil. Biz buradaki toplumumuzun eğitim, çalışma hayatı, sosyal konular, siyasi katılım ve daha pek çok alandaki meselelerine eğiliyor, hak ve çıkarlarını korumaya gayret ediyoruz.

Bu bağlamda önemli bir gelişme, geçtiğimiz sene Başkonsolosluğumuz bünyesinde Aile ve Sosyal Politikalar Ataşeliğinin kurulması oldu. Ataşeliğimiz gerekli altyapı çalışmalarını tamamladıktan sonra geniş bir faaliyet alanında hizmet vermeye başladı. Ataşeliğimiz, aile, çocuklar, gençler, kadınlar, engelliler, ve yaşlıların karşılaştığı sorunlarla ilgili ve sosyal hizmetler konusunda rehberlik hizmeti vermekte, size yardımcı olabilecek doğru kişi ve kurumları bulmanıza yardımcı olmaktadır.

Bir topluluğu toplum yapan dayanışma bilinci, o insanların aralarındaki en zayıf bireylere sahip çıkmadaki azmi ile ölçülür! Almanya’daki toplumumuz içinde hem bedensel, hem de duygusal olarak en zayıf ve kırılgan bireyler kimlerdir? Elbette henüz gelişimlerini tamamlamamış çocuklarımızdır! Onların himaye altına alınmaları durumunda yine kendi kültürlerinden olan, onlar gibi konuşan ve hisseden ailelere ihtiyaçları vardır. Çocuklarımıza sıcak yuvalarımızın kapılarını açıp onlara sahip çıkmak ve bunu yapmaya niyetlenen ailelere yardımcı olmak hepimizin sorumluluğudur. Biz bu sorumluluğu son derece ciddiye alıyoruz. Böyle bir toplantı düzenlememiz ve 3 Başkonsolosumuzun da bu toplantıda hazır bulunması bunun göstergesidir.

Son yıllarda Almanya'da değişik sebeplerden ötürü geçici veya temelli olarak himaye altına alınmak suretiyle öz ailesinden ayrılmak zorunda kalan çocuk sayısında bir artış kaydedilmiştir. Bu sayıya, refakatsız olarak Almanya’ya gelen çocuk yaştaki mültecilerin eklenmesiyle mevcut kapasiteler iyice zorlanmıştır.

Yerel yönetimlere bağlı Gençlik Daireleri de, onları en uygun koruyucu ailelere yerleştirmeye çalışmaktadırlar. Ancak himaye altına alınan çocukların arasında Türk vatandaşı veya Türkiye kökenli Alman vatandaşları da olmasına rağmen, maalesef onlara bakacak sayıda Türkiye kökenli aile bulunamamaktadır.

Öz ailesinden alınıp başkalarının yanında kalmak durumunda olan çocuklarımızın içinde bulunduğu zorluklara bir de olası kültür şoku eklenmemelidir. Bu nedenle, çocuklarımızın ait oldukları kültür çevresinden koruyucu ailelere verilmelerine, bu suretle anadillerini, dini ve kültürel özdeğerlerini muhafaza etmelerine önem veriyoruz.

Koruyucu aile olmaya giden yol elbette sabır ister. Çocuk, öz aile, ve tabii ki koruyucu aile için bazen yorucu olabilecek bir süreci beraberinde getirir. Ancak unutmayalım ki, bizi doğuran annemiz de dokuz ay ne sıkıntılar çekti, bizi büyütürken ne badirelerden geçti… Ama isterse öz, isterse evlatlık ya da misafir olsun – her çocuk aileye kendi rengini katıp yeni bir zenginliğe vesile olur.

Değerli koruyucu aile adayları; bu bağlamda çocuklarımızın selameti ve geleceği adına hassasiyet gösterip bir Pazar günü bu toplantıya gelmiş olmanızdan ötürü size teşekkür ediyorum.

Toplantımıza sunumlar ve stantlar ile destek vermek üzere aramızda bulunan sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerine de can-ı gönülden şükranlarımı sunar, yapıcı işbirliğimizin devamını dilerim.

Bizim için buradan çıkacak her bir koruyucu aile büyük bir kazançtır ve Düsseldorf Başkonsolosu olarak böylesine faydalı bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan kıvanç duymaktayım.

Teşekkür ediyorum.