Türkiye Cumhuriyeti

Düsseldorf Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü Töreni Konuşması, 20.03.2016

Sevgili vatandaşlarım,
Değerli konuklar,
Çanakkale zaferinin 101. yıldönümünü ve şehitlerimizi anmak üzere düzenlediğimiz bu törene hoş geldiniz. Hepinizi sevgiyle selamlıyorum.
Her yıl 18 Mart’ta düzenlenen, Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma günü etkinlikleri, vatan toprakları için, bağımsızlık ve egemenliğimiz için canlarını feda eden kahraman şehitlerimize duyduğumuz vefa ve minnetin bir ifadesidir.
Burada yalnızca Çanakkale’de toprağa düşen şehitlerimizi değil, daha sonra İstiklal Savaşında ve terörle mücadelede vatanı ve milleti için hayatını feda etmiş tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Aynı şekilde yurtdışında görev yaparken Ermeni terör örgütü ASALA tarafından hunharca katledilen Türk diplomat ve yakınlarını da rahmetle anıyorum.
Bu törene başta gençlerimiz olmak üzere vatandaşlarımızın yoğun bir katılım sağlamış olduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyorum. En çok ihtiyacımız olan şey, tarih bilincine sahip nesillerdir. Almanya’da yetişen gençlerimizin tarihimizi, bilhassa Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerini ve Mili Mücadelemizi çok iyi anlamaları gerekir. Çanakkale Zaferi bu açıdan özel bir yere sahiptir. Çünkü Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle, Arabıyla ve gayrımüslimiyle milletimiz Çanakkale’de bir destan yazmıştır. Sayıca ve maddi olarak üstün olan çok uluslu güçlere karşı savaşmıştır. Çanakkale deniz ve kara savaşlarında elde ettiğimiz zaferler, en zor koşullarda dahi milletimizin azim ve imanla neleri başarabileceğinin en güzel kanıtıdır. Evet, bu savaşlarda binlerce insanımızı, en yetişmiş ve eğitimli nesillerimizi kaybettik, ama Çanakkale zaferi milli bilincimizi ateşlemiş, kendimizde Kurtuluş Savaşını verecek güç ve morali bulmamızı sağlamıştır. Yani İstiklal Savaşının temelleri Çanakkale sularında ve Conk Bayırı’nda atılmıştır. Milletimiz de Gazi Mustafa Kemal’i Anafartalar kahramanı olarak tanımış ve daha sonra İstiklal mücadelemiz için etrafında kenetlenmiştir. Mustafa Kemal de Çanakkale savaşlarında, Conk Bayırı'nda ve Anafartalar’daki kan deryasında milletimizin cevherini yakından tanımış, milletin iman gücüne ve azmine tanıklık ettiği içindir ki, İstiklal Savaşımızın da zaferle sonuçlanacağına kesin inanç duymuştur.
Çanakkale Zaferi hem dünya savaş tarihinde hem de Türk tarihinde eşsiz bir yere sahiptir. Bu zafer sadece Türk milletinin kaderini değil, Birinci Dünya Savaşının gidişatını ve dolayısıyla 20. yüzyıl dünya tarihinin akışını değiştiren çok önemli sonuçlara yol açmıştır. Değerli hocamız Prof. Cemalettin Taşkıran konuşmasında bunları anlatacağı için ben ayrıntılara girmeyeceğim.
Burada sadece özellikle gençlere bir mesaj vermek istiyorum.. Bu zaferi kazanmamızı sağlayan “Çanakkale Ruhu” bugün ülke olarak yaşadığımız kimi güçlükleri aşmakta da bizlere güç ve ilham verecektir. Yeter ki tarihimizi iyi bilelim ve tarihimizden güç alalım.
Konuşmamın başında ASALA terör örgütünce katledilen şehitlerimizi de anmıştım. Bu vesileyle sizlere şunu söylemek istiyorum. Türk milletine yöneltilen asılsız soykırım iddiaları en fazla siz gençleri hedef alıyor. Bu iddiaları çocuklarımızın ve gençlerimizin körpe zihinlerine yerleştirmek isteyenler hiç ara vermeden çalışmaya devam ediyorlar. Bu çevrelerle etkili biçimde mücadele edebilmek için sizlerin de sivil cephede katkılarınıza ihtiyacımız var. Bunun için sizlerin her şeyden önce tarihinizi iyi öğrenmeniz gerekiyor. Bu hepinizin aziz şehitlerimize vatan borcudur.
Sözlerimi noktalamadan önce, bu etkinliği düzenleyen Türk Üniversiteliler ve Akademisyenler Derneğine ve müzik derneği INIMB’e teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.