Türkiye Cumhuriyeti

Düsseldorf Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

Türk sivil toplum kuruluşları toplantısı, 21.02.2016

Değerli sivil toplum temsilcileri,
Hoş geldiniz. Davetimi kabul ederek geldiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum.
Öncelikle ülkemin tüm renklerini bu salonda görmekten ne kadar mutlu olduğumu söylemek istiyorum. Şu anda burada siyasi yelpazenin değişik kesimlerini temsil eden dernekler var. Cami dernekleri, hemşerilik temelinde kurulmuş kültür ve dayanışma dernekleri, işadamları derneği, spor kulüpleri, müzik derneği, veli ve öğretmen dernekleri, sosyal amaçlı dernekler, kısacası her amaç ve görüşten kesimler bir arada. Alevi Bektaşi derneklerimizi de davet ettik ama yeni cem evi projesine dair toplantıları sebebiyle katılamıyorlar. Ben bu tablonun çok değerli olduğunu düşünüyorum. Başkonsolosluk olarak insanlarımızı birleştirmek temel amacımız, bu açıdan bugün bir araya gelmeniz beni çok mutlu etti.
Ben Düsseldorf’a geleli henüz beş ay bile olmadı. Siz ise on yıllardır buradasınız. Örgütlü olmanın güçlü olmak anlamına geldiğini benden daha iyi biliyorsunuz. Sorunları çözmek ve sesinizi duyurmak için ortak hareket etmenin önemini de biliyorsunuz. Sayınızla orantılı bir lobi gücüne ulaşmalısınız. O yüzden bu birlikteliğimizi sürdürmeliyiz.
Geldiğimden bu yana onlarca dernekle ve binlerce vatandaşımızla tanıştım. Ve gördüm ki bazı derneklerin birbirlerinden haberi dahi yok. İlk iş olarak tanışmayanları birbiriyle buluşturmalıyım diye düşündüm. Belki Cumhuriyet Bayramlarında aynı salonda bulunuyorsunuz, ama o kalabalığın içinde görüş alışverişinde bulunma imkanınız sınırlı olabilir. Burada, devletimizin birleştirici çatısı altında bu imkanı bulabilirsiniz diye umuyorum.
Bu toplantının teması olarak değişik sivil toplum kuruluşlarımızın ortak paydalar temelinde birlikte hareket etmeleri başlığını seçtim. Başlangıçta söylediğim gibi hepiniz değişik amaçlar ve görüşler temelinde örgütlenmiş olabilirsiniz Bu gayet doğal ve demokrasinin gereği. Ama farklılıklarınız, ortak menfaatlerinizi görmeye engel olmamalı. Ben bu salona şöyle bir baktığımda görüyorum ve samimiyetle söylüyorum ki Sizleri birleştiren değerler, aslında farklılıklarınızdan daha kuvvetli. Her şeyden önce, Memleket ve insan sevgisi sizin çimentonuz. Biz burada Türkiye’de olup bitenleri konuşmak için bir araya gelmedik. Biz hepinizin yaşadığı ülke olan Almanya’daki gündemimize odaklanmalı, buradaki hayatınızı etkileyen konuları tartışmalı, toplumumuz burada nasıl daha güçlü, daha örgütlü, daha eğitimli, daha söz sahibi, daha saygın olur, gençlerimize nasıl daha iyi bir gelecek sağlarız, bunun arayışını sürdürmeliyiz. Bunu kendimiz ve çocuklarımız için yapmalıyız.. Elbette anavatanımız, ata topraklarınız Türkiye ile bağlarınızı kuvvetli tutmanızı arzuluyoruz. Ama Türkiye hakkında şu veya bu görüşten olmanız, sizin burada bir arada hareket etmenize engel olmamalı. Sizin Almanya’da güçlü ve müreffeh olmanız Türkiye için yapabileceğiniz en büyük katkıdır. Sizin gücünüz Türkiye’ye de güç katacaktır. Burada gençlerimiz kendi mesleklerinde zirveye çıktıklarında, kendileriyle birlikte bayrağımızı ve Türkçemizi de zirvede dalgalandıracaktır.
Peki güçlü olmak için ne yapmalıyız? Cevabı belli. Farklılıklarımızı gerektiğinde bir kenara koyup, ortak menfaatler temelinde birlikte hareket etmeliyiz.
Ben sadece beş aylık Almanya tecrübemle, ilk aklıma gelen ortak menfaatlerinizi şöyle sıralayabilirim.
Birincisi, maalesef artan yabancı düşmanlığı, İslamofobi, eğitim ve iş hayatında karşımıza çıkabilen ayırımcı ve ön yargılı uygulamalarla mücadele.
İkincisi, Almanya’ya uyum sağlamak, ama kimliğimizi, değerlerimizi kaybetmemek ve asimile olmamak.
Üçüncüsü, toplumumuzun eğitim seviyesini daha da yükseltmek, gençlerimize meslek edinmede yol göstermek, anadil Türkçe derslerinde yaşanan gerilemeyi durdurmak ve çocuklarımızın Türkçeyi kaybetmemelerini sağlamak,

Dördüncüsü, Almanya’da siyasi hayatta aktif ve söz sahibi olmak. Alman vatandaşlığı olanlar için bir sorun yok ama sadece Türk vatandaşlığı olan insanlarımızın da yerel seçimlerde oy kullanabilmelerinin önünü açmak.
Bu listeye sizler eminim daha pek çok başlık ekleyebilirsiniz. Bugün burada sizlerin ortak çıkarlarınızın ne olduğuna ve bunlara nasıl ulaşılabileceğine ilişkin görüşlerinizi dinlemek istiyorum. Aslında bence, bu konuda sizin birbirinizi dinlemeniz benim sizi dinlememden çok daha önemli. Çünkü biz diplomatlar gidiciyiz, sizler ise burada kalıcısınız.
Bu bina çok sayıdaki toplantı salonu ile tüm derneklerin bir araya gelip toplantılar yapmasına elverişli bir altyapıya sahip. Burası devletimizin çatısı ve bu nitelikteki toplantılar için kapımız size her zaman açık olacak. Benim dileğim, bu tür toplantıların geleneksel hale gelmesidir. Her toplantı için bir tema seçip üzerinde konuşabilir, ortak hareket tarzı belirleyebilirsiniz.
Az önce saydığım ortak çıkarlardan biri olan “siyasete katılım ve yerel seçimlerde oy verme hakkı” konusunda 70’e yakın STK ortak bir inisiyatif oluşturmuş durumda. Çoğunuz bunu biliyorsunuz. Ama aranızda bilmeyenler için kısaca özetleyeyim. Eyalet anayasasında değişiklik yapılmasını öngören bir parlamento komisyonu halen çalışmasını sürdürüyor. Alman vatandaşlığı olmayan AB dışı göçmenlere de yerel seçimlerde oy kullanma hakkı verilmesi için bir kampanya başlatılmış durumda. 50 yıldan uzun süredir burada yaşayıp vergi veren Türk vatandaşlarının kendi belediye başkanlarını dahi seçme hakkının olmaması üzücüdür. Bu kampanyanın sözcüleri de bugün aramızda ve sizlere gelinen aşama hakkında bilgi sunmak istiyorlar. Hemen söyleyeyim, bu tümüyle sivil bir inisiyatif, yani bu kampanyayı Başkonsolosluğumuz başlatmadı. Zaten bu girişimin gücü de sivil nitelikli olmasından kaynaklanıyor. Bu haliyle de eyalet makamları nezdinde daha güçlü etki yapacaktır. O yüzden ben bu sivil inisiyatife resmi gölge düşürmek istemiyorum. Sadece sizi bir araya getirmek ve ortak gücünüzün farkına varmanızı sağlamak istedim.
Şimdi bu kampanyada gelinen aşama hakkında bilgi vermek üzere sözü Sayın Bahattin Gemici’ye bırakıyorum.