Türkiye Cumhuriyeti

Düsseldorf Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

Carina Gödecke'nin Intercontinental Otelinde düzenlenen Cumhuriyet Bayramında yaptıkları konuşma , 29.10.2013

Sayın Başkonsolos Temür
Sayın Bayan Temür
Ekselanslar, sevgili meslektaşlarım
Bayanlar ve Baylar, sevgili Misafirler,

Mustafa Kemal’in Türkiye Cumhuriyeti’ni kurması ve böylece ülkesinin modernleşme yolundaki engelleri kaldırmasından bugün 90 yıl geçmiş bulunmaktadır. Tarihi önemi olan bugünü birlikte anmak istiyoruz.

Sayın Başkonsolos bugünkü resepsiyona davetiniz için Size kalpten teşekkür ederim.

Bugün Sizinle ve muhterem eşinizle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ilanını kutlamak benim için büyük bir sevinç ve onur vesilesidir. Bu aynı zamanda Sizin Düsseldorf’da Başkonsolos olarak ilk davetinizdir.

Şahsen ve Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Parlamentosu ve KRV-Türkiye Parlamenter Grubu adına Size ve misafirlerinize ve Türk kökenli bütün insanlara Milli Bayramınızı Eyaletimizin kalpten tebriklerini sunmak istiyorum.

Bugün, Türkiye’deki kendine güvenle, onurlu ve güçlü millet olarak geçen 90 yıldaki gelişmelere bakmak için özellikle çok uygundur.

Türk Milli Bayramı aynı zamanda Türk-Alman dostluğunun önemini – açık sözlülükle en yoğun nüfusun yaşadığı Kuzey Ren Vestfalya Eyaletinde – ülkelerimizin güvene dayalı ilişkilerini ön plana çıkarmak için önemli ve doğru bir vesiledir.

Türkiye’nin 1923’den beri geçen tarihi aynı zamanda biz insanları sınır ötesi birbirimize bağlayan, kıtamızın tarihinin bir bölümüdür.

Bu tarih düşüncelerin, kültürlerin ve dinlerin çeşitliliğini gelecek için sorumlulukla şekillendirmek isteğimize ve zorunluluğumuza temel oluşturmaktadır.

Mustafa Kemal erkence ileriyi görüp vurgulamıştır:
“Özgürlük, eşitlik ve adalet sadece milletin egemenliği ile mümkündür.”

Cesur reformlarla Türkiye’nin gelişmesini kalkınmaya hedefli ve demokratik topluma yönlendirmiştir.

Demokrasinin kendiliğinden oluşmadığını, bunun aksine korunup, kollanıp, itinayla geliştirilmesi ve savunulması da gerektiğini biz Almanlar etraflıca biliyoruz. Hattı zatında bunu yakın geçmişimizden değil.

Atatürk’ün geniş reformlarından laiklik, kadın-erkek eşitliği ve batılı yasaları örnek alan yasaların çıkarılmasını sayabiliriz.

Bu merkezi başarılar geçtiğimiz on yıllarda Türkiye’nin Almanya ve Avrupa ve dünya’da diğer partnerleriyle dostluk ilişkilerine katkıda bulunmuş ve kalıcı şekilde geliştirmiştir.

Buna paralel olarak Türk-Alman dostluğu Kuzey Ren Vestfalya’da bizim birlikte yaşamımızla değerli ilham kazanmıştır. Bu nedenle bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin 90. Milli Bayramında Ren, Ruhr ve Lippe bölgelerindeki ortak tarihimize bakabiliriz.

Almanya’nın diğer hiçbir bölgesinde Kuzey Ren Vestfalya’daki kadar Türk kökenli insan yaşamamaktadır.

Ticari temaslar, kültür çalışmaları, siyaset veya aile düzeyinde özel ilişkilerde başka hiçbir yerde Türk-Alman değiş-tokuşu bu kadar çeşitli değildir.

Yazar Kurt Tucholsky :”Dostluk, bu vatandır.” demiştir bir zamanlar.
Bunda çok haklıymış. Zira 1960’larda Türkiye’den Kuzey Ren Vestfalya’ya “misafir işçiler” gelmeye başladığında ilk olarak – çok kısa görüşlü- maksada uygun cemaatlerden bahsedildi.

Mamafih bu günlük iş yaşamından dostluklar oluştu. Bu dostluklar da Türkiye’den göçmen gelen işçilerin aileleri ve daha sonraki nesilleri ile birlikte burada Kuzey Ren Vestfalya’da ikinci bir vatan bulmalarının temelini oluşturdu.

İtiraf etmeli: Yan yana yaşamaktan eşit haklarla birlikte yaşama geçme geçtiğimiz yıllar ve on yıllarda tamamen sürtünmesiz olmamıştır. Ve bugün halen 2013 yılında ne yazık ki bütün yüzeylerde tamamlanmamıştır.

Önceden olduğu gibi halen dinlerimiz ve kültürlerimiz arasındaki sıkça sırnaşık ön yargılar ve kini kalıcı olarak yok etmek için mücadele gerekmektedir.

Ayrıca, günlük yaşamdaki dilden dolayı yanlış anlamaları ve kültürel yanlış algılamaların önlenmesi gerekir.

Ve her şeyden önce, hangi köken, hangi kültür ve dinden olursa olsun çocuklarımız için en iyi eğitim imkanları ve toplum yaşamımıza başarılı katılım sağlanmalıdır.

Belki de 12. Yüzyıldaki en büyük ortak görevimiz budur.

Gönlümüzden geçen bütün hedeflerimize sadece devamlı, dostça ve yapıcı değiş-tokuş ile gerçekleştirebiliriz. Burada şunun altı çizilmesi gerekir: Dostluk için dürüst diyalog ve karşılıklı güven şarttır.

Bugün dostluğumuza geri bakacak olursak açıkça ve dürüstlükle şunu tespit ederiz: mevcut karşılıklı güven yakın geçmişte zarar görmüştür.

Almanya’daki Türk kökenli insanların aşırı sağcı ve ırkçı cinayetler sonucunda öldürülmesi ülkemizi şoke etmiş ve Türkiye ile ilişkilerimizi ağır şekilde sarsmıştır.

Hukuk devletimiz için böyle cinayetlerin ortamızda hazırlanıp işlenebilmiş olması bir utançtır ve utanç olarak kalacaktır.

Almanya’da ırkçılığa top yekun karşı çıkmak her şeyin yapılmasına bağlıdır. Siyasetten ve sivil toplumdan da bu benzer şekilde talep edilmektedir.

Kaybolan güveni yeniden kazanmak için özellikle biz Almanlar olarak görüş ve düşüncelerin, kültür ve yaşam şeklinin çeşitliliği için hukuk düzeni ve demokrasi çerçevesi içinde daha fazla azimle çaba sarf etmeliyiz.


Sayın Başkonsolos!
Çok Sayın Bayanlar ve Baylar!

Bugünkü 90. Yıl Bayramı aynı zamanda Türkiye’deki gelecekteki gelişmeler ve Türk-Alman birlikteliğinin geleceği olgusunu ele almak için bir vesiledir. Diğer kelimelerle: Yani önümüze bakmamızla ilgilidir.

Dostlar arasında açık konuşulur: Türk Devletinin Türkiye’deki gösterilere verdiği tepki Almanya ve Avrupa’da -diplomatik dille söylenirse- yanılmalara yol açtı.

Bu Avrupa Birliği ile Türkiye’nin yakınlaşmalarını zaten karşı olanların eleştirilerine bir vesile oldu.

Başbakan Erdoğan’ın Eylül sonunda açıkladığı demokrasi paketinin önümüzdeki aylarda nasıl uygulanacağını ve Türkiye’de demokrasinin nasıl gelişeceğini şimdi daha dikkatle takip ediyoruz.

Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki görüşmelerin yeniden başlanmış olması Avrupa siyasetinde ve demokrasi sorularında hem eleştiren hem de yapıcı yakınlaşmaların yeniden mümkün olmasına vesile teşkil etmektedir.

Biz Türk-Alman dostluğuna katkıda bulunan Kuzey Ren Vestfalyalılar olarak bu gelişmeleri büyük bir ilgiyle izleyeceğiz.

Benzer şekilde Berlin’de yapılan koalisyon görüşmelerine de bakacağız. Siz hepiniz biliyorsunuz ki ben sadece sosyal demokrat biri değilim aynı zamanda Kuzey Ren Vestfalya – Türkiye parlamenter grubunun da başkanı olarak çifte vatandaşlığın ivedilikle gerekli olduğunu görmekteyim. Ve şahsen de ilave etmeliyim ki, vize problemleri de çözülmelidir.


Sayın Başkonsolos Temür!

Düsseldorf’daki görevinize başlamanızdan henüz birkaç hafta geçti. Göreve başlama ilk ziyaretinizde Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Parlamentosunu ziyaret etmenizden şahsen çok memnun oldum.

Benzer şekilde KRV-Türkiye Parlamenterler Grubunun gelecek oturumuna da katılacağınıza seviniyorum.

Burada Kuzey Ren Vestfalya’daki çok çeşitli (kapsamlı) görevinizi daima hoşnutlukla yerine getirmenizi diliyorum.

Eyaletimizi ve Eyalet Başkenti Düsseldorf’u zaten tanıyorsunuz, çünkü 2000’den 2003’e kadar Konsolos olarak görev yaptınız.

Gerçi ben tamamen eminim: Gelecek ay ve yıllarda birçok yeni, ilginç yerler ve emsalsiz insanlar tanıyacaksınız. Bana inanın: bunlardan Ren Bölgesinde çok var. Ve tabii ki tüm Kuzey Ren Vestfalya’da da. Siz bunu görüp yaşayacaksınız.

Ben benzer şekilde eminim: Biz halen mevcut olan Parlamentomuz ile Başkonsolosluk arasındaki yakın ve güvene dayalı birlikte çalışmayı devam ettireceğiz – 2013 yılındaki ilk beraberliğimizde ramazanda iftar yemeğinde dile getirildiği gibi.


Sayın Bayanlar ve Baylar!

Özgürlük, eşitlik ve adalet: Mustafa Kemal Atatürk 90 yıl önce Türkiye Cumhuriyetini ilan ederken bu değerlere dayandırdı.

Bu değerler bugün de aynı şekilde güncel ve halen gerekli olup bizler – küçük, büyük – angajmanlarımızla bunun canlı kalmasına çalışmalıyız.

Bugünkü Milli Bayram vesilesiyle bunun Türk-Alman dostluğu anlamında daim olarak başarılmasını bizlere diliyorum. Sizlerle birlikte kutlama ve çok konuşma imkanlı bir akşam diliyorum.

Davetiniz için tekrardan tebriklerimi ve teşekkürlerimi sunuyorum.