Türkiye Cumhuriyeti

Düsseldorf Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

Çanakkale Şehitlerini Anma Töreni Konuşması, 18.03.2010

Değerli Vatandaşlarım,


Hepinizi sevgiyle, saygıyla  ve muhabbetle selâmlıyorum.


 


Bugün burada, Çanakkale şehitlerimizi ve vatanları için gözlerini kırpmadan hayatlarını feda eden bütün aziz şehitlerimizi anmak için toplanmış bulunuyoruz. Eğer onlar canlarını feda etmeselerdi, bizler şimdi burada olmazdık. Hepsine Allah rahmet eylesin, mekânları cennet olsun.


 


Türkler, yüzyıllar boyunca devlet geleneğine sahip olmuş az sayıda ulus arasında yer almaktadır. Devletimizin topraklarının her köşesi şehit kanıyla sulanmıştır. O topraklar ki onu korumak için yüzlerce yıl üzerinde mücadele edenler sayesinde var olmuştur. Anadolu'nun, Trakya'nın her köşesi şehitler diyarıdır.


 


Aziz şehitlerimiz, ülkelerinden çok uzaklarda başkalarının ülkelerine, özgürlüklerine göz diktikleri için ölmediler. Onlar Çanakkale'de, Sarıkamış'ta, Balkan Cephesi'nde ve daha pek çok yerde, milletimizin yazgısını karartmak isteyenlere karşı, topraklarımızı savunmak, milletimizi esaretten ve yok olmaktan kurtarmak için mücadele ettiler.


 


Fakat biz geleceğimizi karartmak için gelen emperyalist güçlere dahi hoşgörüyle yaklaşacak kadar büyük bir millettir. Bizim dedelerimiz İstanbul’u savunabilmek için 250 bin şehit vermişlerdir. Bu acılar yaşandıktan sonra o savaşta komutanlık yapan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Anzak annelerine verdiği mesaj Türk milletinin mesajıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk demiştir ki:


 


“Anneler müsterih olunuz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”


 


Türk milletinin, binlerce kilometre uzaktan kendileriyle savaşmak üzere gelenler hakkında sarfettiği bu sözler malesef bugün görmezlikten gelinmektedir. Böylesine ulvi değerlere sahip bir ulus, küçük siyasi hesaplarla karalanmaya, şanlı tarihi parlamentolarda sergilenen komedilerle yeniden yazılmaya çalışılmaktadır. 


 


Tarihi olaylarla ilgili bir konunun, tarihin değerlendirilmesinin, bir parlamentoda yapılmasının yol açabileceği tablo, son oylamalarda çok açık bir şekilde gözler önüne serilmiştir.


 


100 sene önce yaşanan olaylarla ilgili yapılan oylama son derece gayri ciddi bir görüntü oluşturmuştur. Bu kararla bir millet hakkında hükmedilmiştir, bir tarihi olay yargılanmıştır. Ancak, bu oylamaya katılanların, bu tarihi olayla ilgili ne kadar kanaat sahibi oldukları oylama esnasında takındıkları tavırlarla da ortaya çıkmış bulunmaktadır.


 


 


Aslında, bunun son derece önemli bir tecrübe olarak telakki edilmesi gerekir. 1915’de ne yaşanmıştır?  Hangi acılar yaşanmıştır?  Bunları en iyi o dönemi yaşayan halklar, topluluklar bilir. Ermeniler için 1915 bir tehcir dönemi olabilir. Bizim için 1915 aynı zamanda Çanakkale’dir. Bir milletin bekası ile ilgili büyük bir savunma çabası içinde olduğu bir yıldır. Anadolu’da büyük acılar yaşanmıştır. Ama sadece Anadolu’da mı? Anadolu’nun her yerinde yaşanan acılar dışında o yıllarda Balkanlardan iki milyon insanımız göç etmiştir. Kafkasya’dan göçler yaşanmıştır. Bir imparatorluğun dağılış sürecinde büyük bir kaos yaşanmıştır. Biz Türk milleti olarak bütün bu acıları paylaşmayı her zaman bildik ve bu acılardan siyasi sonuçlar çıkarmaktan daha çok insani dersler çıkarmaya çalıştık.


Tek yanlı siyasi kararlarla Türk tarihini karalamaya çalışanlar, o yıllarda Osmanlı topraklarında katledilen milyonlarca Türk ve Müslüman'ı görmezden gelmektedirler.


 


Son oylamalarda, bir oy, orada değil de bu tarafta olmuş olsaydı tarihin akışı değişmiş olacaktı. Bir parlamenterin oylamaya girmemesi durumunda bu oylama farklı çıkacaktı. Tarih bu kadar gayri ciddi ele alınabilir mi? 10 asırlık birliktelik böylesine basite indirgenebilir mi?  


 


Bu tür kararlarla Türkiye üzerine baskı oluşturmak suretiyle bir netice alınacağını düşünenler varsa, Türk milletini tanımamışlar demektir.


 


 


Türkiye yıllardan beri çağrı yapmaktadır, gelin tarihi olayları bu işi araştırmakla görevli tarihçilere bırakalım, ortak bir komisyon kuralım geçmişi onlar araştırsınlar dedik. Bizim tarihimizde gocunduğumuz, saklayacağımız hiçbir şey yok. Bunu da bu önerimizle bütün dünyaya duyurduk.


 


Sevgili Vatandaşlarım,


 


Çanakkale Savaşı'nda  Türkiye'nin her yerinden, her ailesinden şehitler verilmiştir. Ben de Ermeni terörüne çok sayıda şehit veren bir kurumun mensubu olarak, ulusumuzun bekası için gereğinde hayatlarını vererek mücadele eden bütün şehitlerimize manevi huzurlarında şükranlarımı sunuyorum. Sizlere de bu anlamlı güne katıldığınız için teşekkür ediyorum.


 


Şehitlerimiz yarınları için, çocuklarına ve gençlere daha iyi bir gelecek verebilmek için mücadele ettiler. Bizlerin de Almanya'daki Türk toplumu olarak bu mücadeleyi başka bir şekilde sürdürmemiz gerekir. Bu mücadele, gençlerimizin, çocuklarımızın geleceğidir. Bu mücadele, topla tüfekle yapılmaz. Bu mücadele sevgiyle ve  ilgiyle yapılır. Bu mücadelenin adı eğitimdir.


 


Buradan bütün annelere babalara, dedelere ninelere ve tabii ki siz gençlere ve çocuklara sesleniyorum. Lütfen eğitime gereken önemi verin, okuyun, okutun. Artık hepiniz Almanya'yı da kendi vatanınız olarak görmektesiniz. Ancak burada iyi bir eğitim görmeden, Almancayı çok iyi şekilde kullanamadan layık olduğunuz yerlere varabilmeniz mümkün değildir. Bugün siyasetten basına, spordan bilim dünyasına kadar Almanya'da çok önemli yerlere gelmiş Türk kökenlilerin isimlerini gururla işitiyoruz. İnanın böylesine başarı öyküleri yazmış Türklerin sayısı son derece fazladır. Almanya'daki Türk toplumu isimleri gazetelere yansımayan daha nice isimsiz kahramanlar yetiştirmiştir. Sizin çocuklarınız da, bir Ayşe, bir Ahmet, bir Fatma bir Ali de iyi bir eğitim alırsa, Almanca'yı iyi bir şekilde öğrenirse onlar gibi olabilecektir. Lütfen, çocuklarımızın eğitimine daha fazla ilgi gösterelim. Okuldaki başarılarını yakından takip edelim. Almancayı öğrenirken ana dilleri Türkçeyi de ihmal etmeyelim. Bu konuda esasen KRV Eyaletinde yeni bazı imkânlar doğmuştur. Artık Hauptschule dediğimiz okullarda da Türkçe derslerini seçen öğrencilerimiz bu derslerden not almakta, sınıf geçmekte, başka bir yabancı dilden kırık not alırsa da Türkçe dersi sayesinde bunu telafi etmektedir. Bunun için velilerin birleşip en az 18 imza toplayarak okul müdürlüklerine iletmeleri gerekmektedir. Lütfen çocuklarımızın geleceği için bu konulara ilgisiz kalmayalım. Gayet fedakarca çalışan veli derneklerimiz var, onlar her türlü yardıma hazırlar. Biz de Başkonsolosluğunuz olarak her zaman yanınızdayız. Bunu asla unutmayın.


 


Okul dışında da mesleki eğitim konusunda pekçok proje var. Bunlardan istifade edelim, işsiz gençlerimizi bu programlardan yararlanmaya teşvik edelim. Tekrar ediyorum, bizler sizlere her türlü desteği vermeye hazırız.


 


Günümüzde kendi geleceğimiz için mücadele tüfekle değil, kalemle yapılıyor. İleride ellerinin ekmek tutmasını istediğimiz çocuklarımıza bugün kalem tutmayı öğretmeliyiz.  Daha çok kalem tutan gençler yetiştirelim. Yetiştirelim ki, şehitlerimizin canı pahasına koruduklarımızı değerlerimiz için bizler de katkı sağlamış olalım.


 


Hepinize en içten saygılarımı sunuyorum.