Türkiye Cumhuriyeti

Düsseldorf Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

Solingen saldırısının 24. yıldönümü anma töreni konuşması, 29.05.2017

Sevgili Mevlüde Anne, Durmuş Baba ve Genç Ailesinin tüm mensupları,
Solingen Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tim Kurzbach,
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı, milletvekili Sayın Mustafa Yeneroğlu,
Sayın Eyalet Milletvekilleri Arne Moritz ve Arif Ünal,
Değerli Katılımcılar ve Basın Mensupları,

Bundan 24 yıl önce bugün yabancı düşmanı ve ırkçı bir grubun Genç ailesinin evini kundaklaması sonucunda Gürsün İnce, Hatice, Hülya ve Saime Genç ile Gülistan Öztürk hayatını kaybetmiş, Bekir Genç, Güldane İnce ile altı aylık Burhan Duran ise yaralanmıştı. Aradan geçen 24 yıla rağmen acımız hala taze.

Genç ailesinin bu faciada hayatlarını kaybetmiş olan yakınlarına Allah’tan rahmet diliyor, Mevlüde ve Durmuş Genç’e ve ailenin değerli fertlerine en içten duygularla başsağlığı ve sabır dileklerimi sunuyorum. Türkiye Cumhuriyeti Berlin Büyükelçisi Sayın Ali Kemal Aydın’ın da başsağlığı dileklerini iletmek istiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı da bugün konu hakkında bir basın açıklaması yaparak, Batı Avrupa’da artan ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığına dikkat çekti. Başta siyasetçiler olmak üzere, kamuoyuna mal olmuş şahsiyetleri ve medya temsilcilerini toplumları ayrıştırıcı ifade ve tutumlar yerine, birleştirici söylem benimsemeye davet etti.
Genç ailesi, telafisi mümkün olmayan büyük acılarına rağmen, düşmanlık ve nefret hislerine kapılmadan, metanetli ve sağduyulu bir yaklaşımla “dost olalım” mesajı vermiş ve tüm insanlığa örnek bir tavır sergilemiştir. Genç ailesi barış içinde birlikte yaşama adına kendi üzerlerine düşeni fazlasıyla yapmıştır.

Peki bizler kendi üzerimize düşeni yeterince yaptık mı? Böyle acı bir olayın bir daha yaşanmaması için, bireysel ve kurumsal düzeyde yabancı düşmanlığıyla, ırkçılıkla ve İslam karşıtlığıyla mücadelede başarılı olduk mu? Sorulması gereken soru budur.

Ne yazık ki tablo toz pembe olmaktan çok uzak. Son yıllarda yaşananlara baktığımızda, toplumda yabancı düşmanlığı ve Müslüman karşıtlığında bir artış olduğunu üzülerek görüyoruz. Türk toplumunun ve diğer Müslüman göçmenlerin camilerine ve derneklerine yönelik saldırıların, Müslümanlara yönelik tacizlerin artması endişe vericidir.

2016’te Almanya çapında 68 cami ve 1 cenaze aracı yabancı düşmanlarının saldırısına uğramıştır. Aynı yıl mültecilere ve mülteci yurtlarına karşı 995 saldırı gerçekleşmiştir. Bu saldırıların 484 tanesi KRV’de gerçekleşmiştir. Ülke genelinde işlenen ve yarısı propaganda niteliği taşıyan aşırı sağ saikli suçların sayısı 23.500 olarak açıklanmıştır. Kuzey Ren Vestfalya İçişleri Bakanlığı, KRV’de geçtiğimiz yıl, gamalı haç çizimleri, Hitler selamlaması ve 381 şiddet olayı dahil olmak üzere 4700 suç kaydedildiğini açıklamıştır. Rakamlar iki yıl içinde eyaletteki sağ eğilimli suçlarda yüzde 45’lik bir artışı göstermektedir. Irkçı saldırıların failleri genellikle bulunamadığı gibi, basında da yeterince yer bulmamaktadır. Gündelik ırkçılık niteliğinde olan ve çoğu polis kayıtlarına yansımayan olayların sayısını ise bilmiyoruz. Başkonsolosluğumuza da, nefret içerikli, tüm Türkleri ve Müslümanları karalayan ve hakaret eden çok sayıda e-posta ve imzasız mektup gelmektedir.

Sekizi Türk 10 kişinin öldürülmesinden sorumlu Nasyonal Sosyalist Yeraltı örgütü (NSU) davası dördüncü yılını tamamlamıştır. Federal ve eyalet düzeyinde parlamentolarda kurulan araştırma komisyonları, bu cinayetlerin arka planını, zanlıların bağlantılarını tam olarak aydınlatamamış ve en önemli soruları cevaplayamamıştır. KRV Parlamentosu NSU Araştırma Komisyonunun Nisan ayında açıkladığı raporda, emniyet makamlarının, faillerin aşırı sağcılar olabileceği ihtimalini aceleyle dışladıkları, soruşturmalarda neo-nazi bulgular saptansa da bu bulguların yıllarca göz ardı edildiği, hatta kurbanlara suçlu muamelesi yapıldığı kaydedilmiştir. Türk toplumunun beklentisi, hem NSU davasında hem de ırkçılık ve İslam karşıtlığı saikli tüm saldırılarda faillerin ve ilişkide oldukları tüm odakların ortaya çıkarılarak cezalandırılmasıdır. Bu ülkenin asli bir parçası olan Türk toplumunun sarsılan güveninin geri kazanılması, ancak olayların üzerine ciddiyetle gidildiğinin görülmesiyle mümkün olacaktır.

Aşırı sağcı ve yabancı düşmanı düşüncelerin toplumun orta kesimlerine de sirayet ettiğine, bu kesimlerin siyasette güçlenerek parlamentolara girmeyi başardığına tanıklık ediyoruz. Bu gelişmeler, yabancı düşmanlığıyla mücadelenin yeterli ve başarılı olmadığını göstermektedir. Yeni bir düşünme sürecine ihtiyacımız olduğu açıktır. Yabancı düşmanlığı ve ırkçılığın, KRV gibi değişik etnik ve kültürel gruplara ev sahipliği yapan bir eyalette toplumsal huzur ve barışa ne büyük bir tehdit oluşturduğunu iyi anlamamız ve anlatmamız gerekmektedir.

Solingen’de yaşanan bu korkunç olayın tekerrür etmemesi için, okul sisteminden başlayarak çok kültürlülüğün bir zenginlik olduğunun, göçmenlerin Almanya’nın ekonomik ve sosyal gelişmesine katkıda bulunduğunun daha iyi anlatılması gerekmektedir. Uyum ve barış içinde bir arada yaşama konusunda göçmenlerin olduğu kadar yerleşik toplumun da sorumluluk üstlenmesi ve kucaklayıcı bir tavır içinde olması gerekmektedir. Bu sorumluluklar arasında, göçmenlere eğitim ve istihdam başta olmak üzere her alanda fırsat eşitliğinin sağlanması, ayırımcı uygulamaların ortadan kaldırılması, dinsel ya da etnik olarak ötekileştirme çabalarına geçit verilmemesi yer almaktadır.

Almanyalı Türkler, uyum içinde bir arada yaşama konusunda kendi üzerlerine düşen sorumlulukların bilincindedir. Türkler, Almanca bilen, iyi eğitim görmüş, meslek sahibi, yasalara saygılı, aynı zamanda kültürel ve din değerlerini muhafaza eden bireyler olarak, ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel hayata aktif katılım sağlamanın taşıdığı önemin idrakindedir. Türk camileri ve dernekleri, dinimizi ve kültürümüzü doğru biçimde anlatmak ve ön yargıları kırmak amacıyla kapılarını sonuna kadar Alman komşularına açmıştır.

Değerli Konuklar,

Türkler ve Almanya’yı ikinci vatan olarak seçen tüm göçmen kökenliler, kültür ve inançlarıyla birlikte Almanya’ya aittir. Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti, kültürel, dini ve etnik çeşitliliğiyle büyük bir zenginlik ve dinamizm sahibidir. Bu nedenle de, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığıyla mücadelede KRV’nin ve bilhassa Solingen kentinin önemli sorumluluğu ve öncü rolü bulunmaktadır.

24 yıl önce yaşanan trajediden dersler çıkarmak üzere bu anma töreninde bir araya gelmemiz, bu sorumluluğun bir parçasıdır. Bu elim hadiseyi unutmamak ve unutturmamak amacıyla, bu anlamlı etkinliği düzenleyen Solingen Belediyesine teşekkür ediyorum.
Sıcak havaya rağmen ve oruçlu olarak bu anma törenine katılarak yabancı düşmanlığına karşı tepkisini ortaya koyan tüm vatandaşlarımıza da şükranlarımı sunuyorum.