Türkiye Cumhuriyeti

Düsseldorf Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

Cumhuriyet Bayramı Konuşması, 31.10.2016

Değerli Milletvekilleri,
Sayın Belediye Başkanları ve Emniyet Teşkilatının Temsilcileri,
Korkonsüler’in değerli mensupları,
Sevgili vatandaşlarım,
Kıymetli basın mensupları,

Cumhuriyetimizin 93. yıldönümüne erişmenin gurur ve coşkusunu yaşıyoruz. Bu sevinci bizimle paylaşmak üzere teşrif ettiğiniz için teşekkürlerimi sunuyorum. Hoş geldiniz. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun !

İstiklal mücadelemize önderlik eden ve “Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir” diyerek bize Cumhuriyeti kazandıran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve dava arkadaşlarını, vatanın bağımsızlığı uğruna hayatlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle ve saygıyla anıyoruz.
İnanıyorum ki Cumhuriyet Bayramı bu yıl hepimiz için her zamankinden daha anlamlı. Cumhuriyet bizim için hem milli egemenlik, hem bağımsızlık, hem de çağdaş demokrasi ve laiklik demek. Cumhuriyetimizi milletçe zorlu bir mücadele sonunda kurduğumuzu hepimiz biliyoruz. Ama onu korumanın daha da büyük bir çaba ve kararlılık gerektirdiğini belki şu günlerde daha iyi anladık. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Birinci vazifeniz, Türk istiklalini, Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir” sözünü tekrar tekrar hatırladık.

Evet, aradan 93 yıl geçti, ama devletimize, Cumhuriyetimize yönelik tehditler maalesef bitmedi. 2016 Türkiye için zorlu bir yıl oldu. PKK ve DAEŞ terörüyle mücadele ederken bir de ‪15 Temmuz darbe girişimini yaşadık.‬

Kendisini, halkın iradesinin ve anayasal düzenin üzerinde gören Fethullahçı Terör Örgütü devletimizi ele geçirmeye kalktı, ulusal egemenliğimizin sembolü olan TBMM’yi bombaladı, halkın silahlarını halka doğrulttu.

Ama milletimizi korkutup sindiremediler. Halkımız eşine ender rastlanan bir cesaret ve kahramanlıkla sokaklara çıkıp darbeye engel oldu. Siz Almanyalı Türkler de o gece burada sokaklardaydınız. Milletçe, demokrasimize, bağımsızlığımıza ve milli egemenliğimize, kısacası Cumhuriyetimize sahip çıktık. Milletin bu azmi oldukça, Atatürk’ün dediği gibi, “Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” Gerek 15 Temmuz darbe girişiminde,gerekse terörle mücadelede hayatını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum.

Bir ülkenin yönetimine talip olan bir hareket, siyasi parti kurup seçimlere girer ve kazanırsa yönetimi devralır. Ama hileli yöntemlerle kendi adamlarını devlet kurumlarına yerleştiren, anayasal düzenin dışında bir emir-komuta zinciri içinde hareket eden ve gizli siyasi hedefler peşindeki oluşumlara hiçbir devlet müsamaha edemez. Ülkemiz ulusal güvenliğimize tehdit teşkil eden FETÖ terör örgütüyle mücadeleyi kararlılıkla sürdürmektedir. Müttefiklerimizden de bu mücadelemize destek beklemekteyiz. Ülkemiz bu süreçte hukuk devleti ilkelerinden ayrılmayacağını defaatle açıkladı. Anayasamızın öngördüğü “Olağanüstü Hal” uygulamasının amacı, FETÖ terör örgütüne karşı mücadelenin etkin yürütülmesi, soruşturma süreçlerinin sekteye uğramaması ve kamu kurumlarımızın bu örgütün nüfuzundan kurtarılmasıdır. Bu zorlu dönemden, devletimizin demokratik, laik ve sosyal yapısı güçlenmiş olarak çıkacağımıza inanıyorum.

Değerli Konuklar,
Ülkemizdeki gelişmelere paralel olarak, bu yıl Türk-Alman ilişkileri için de çalkantılı bir yıl oldu. Devletler arasındaki ilişkilerde iniş-çıkışlar olması doğaldır. Türkiye ve Almanya arasında kapsamlı siyasi bağlar, yoğun ekonomik- ticari ilişkiler, bölgesel konularda ortak çıkarlar bulunmaktadır. Hepsinden de önemlisi, iki ülke, burada yaşayan 3 milyonluk Türk toplumu dolayısıyla kuvvetli insani bağlarla bağlıdır. Bu yüzden, iki ülke için işbirliğinden daha iyi bir seçenek olmadığı bilinmektedir.

Yaşanan gelişmeler doğal olarak Almanya Türk toplumunu da etkilemektedir. Uzun yıllar burada yaşıyor olsalar da, Anadolu insanının ata topraklarındaki gelişmeleri takip etmesi, Türkiye’deki akrabalarıyla sevinip üzülmesi doğal görülmelidir. Toplumumuz, her konuda görüşlerini ifade etmek için demokratik haklarını kullanıyor. Bunu “Türkiye’deki sorunların Almanya’ya ithal edilmesi” olarak görmeyip, demokrasiye ve haklarına sahip çıkan Almanya Türk toplumu ile gurur duymak gerekir. Yine bilinmelidir ki, toplumumuz, görüşlerini açıklarken veya kimi durumlarda tepki gösterirken, yasalar çerçevesinde hareket etmeleri gerektiğinin bilinciyle davranmaktadır.

Değerli Konuklar,
Almanya’da, yabancılara, özellikle de Müslümanlara yönelik saldırılarda endişe verici bir artış görüyoruz. Türk camilerine ve derneklerine karşı saldırılar da sıklaşmıştır. Irkçıların ya da terör örgütlerinin gerçekleştirdiği bu saldırıların faillerinin bulunamaması toplumumuzda infial yaratmaktadır. Saldırganların cezasız kalması, adeta yeni saldırıları cesaretlendirmektedir. Alman yetkililerin bu konuya daha fazla duyarlık göstermelerini bekliyoruz.
Alman siyasetinin, bir yandan yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığıyla, bir yandan da aşırı akımlarla mücadele ederken, Anadolu İslam geleneğini benimsemiş barışçıl Türk toplumunu doğal müttefiki olarak görmesini diliyoruz. Yaşadıkları toplumda barışa ve huzura hiç bir zaman bir risk oluşturmamış olan Almanya Türk toplumunun, yükselmekte olan yabancı düşmanlığına karşı esasen bir dalgakıran işlevi görebileceğini düşünüyoruz. Türk toplumu olarak, kültürümüzü ve dinimizi Alman kamuoyuna doğru biçimde anlatma çabamızı yoğunlaştırmalı, camilerimizde “açık kapı günleri” uygulamalarına devam ederek, yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığıyla mücadelede kendi payımıza düşeni yapmalıyız. Türkiye kökenli Alman seçmenlerin, önümüzdeki yıl yapılacak eyalet ve federal seçimlerinde, mutlaka sandığa giderek oy kullanmalarının bu açıdan bir görev olduğunu hatırlatmak isterim.‬‬‬‬‬‬‬‬

Kıymetli misafirler,
Sözlerime son vermeden önce, bu güzel geceye sponsor olarak katkıda bulunan, İşBank AG’ye, Marmara GmbH’ya, Premium Döner’e ve organizasyonda emeği geçen çalışma arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum.

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun!