Türkiye Cumhuriyeti

Düsseldorf Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

"İki Dillilik ve Köken Dili Eğitiminin Önemi" konulu panelde yapılan konuşma, 05.10.2016

Sayın Konuklar,
Değerli Eğitimciler,
Kıymetli Basın Mensupları,
Başkonsolosluğumuz Eğitim Ataşeliği tarafından düzenlenen “İki Dillilik ve Köken Dili Eğitiminin Önemi” konulu panel toplantısına ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyuyorum. Bu programa katılımları dolayısıyla, değerli panelistlere, bölge valilikleri ve okul yönetimleri yetkililerine, Türkçe öğretmenlerine ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerine teşekkür ediyorum.
Bugünkü sunumların ve tartışmaların, iki dilliliğin öneminin hem eğitim camiasında hem de veliler arasında daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunacağına, verilecek mesajların daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacağına inanıyorum.
Hepimizin bildiği gibi ana dili, bir insanın kimliğini belirleyen en temel unsurlardandır. Dolayısıyla anadilini konuşmak ve öğrenmek temel insan haklarındandır. Bu konu anavatanlarından uzakta yaşayan göçmen toplumlar için özellikle önem taşımaktadır. Zira kültürel kimliğin muhafazası ve yeni kuşaklara aktarılmasında anadil önemli bir araçtır. Bu nedenle göçmenlerin, özellikle de 3. ve 4. kuşakların ana dillerini iyi öğrenmeleri kültürel kimliğin muhafazası bakımından elzemdir.
Diğer yandan, göçmen toplumların ikinci vatan olarak seçtikleri ve geleceklerini kurmak istedikleri ülkenin dilini en iyi şekilde öğrenmeleri, hem yaşadıkları topluma uyum ve katkı sağlamaları, hem de iyi eğitim almaları ve iş bulabilmeleri için elzemdir. Bu nedenle biz iki dilliliği savunuyoruz, Almanya’da yetişen çocuklarımızın hem Almancayı hem de Türkçeyi çok iyi konuşup yazmalarını destekliyoruz.
İki dillilik kültürel bir zenginlik olmanın yanı sıra, günümüzün küreselleşen ve rekabetçi ekonomi dünyasında gençlerimizin iş bulmasında yeni kapılar açabilecek bir artı değerdir. Türkiye ile Almanya arasındaki yoğun ekonomik ve ticari ilişkiler dolayısıyla, pek çok Türk ve Alman şirketinin her iki dili de iyi derecede bilen personele ihtiyaç duyduklarını biliyoruz. Anne babaların bunun bilinciyle çocuklarını iki dilli olarak yetiştirmeye özen göstermesini tavsiye ediyoruz.
Çift dillilik elbette ilave çaba gerektiren bir olgudur. Bir yandan anadilini yaşatmak, diğer yandan yaşadıkları ülkenin dilini öğrenmek için göçmen kökenlilerin daha fazla emek harcaması gerekmektedir. Ancak elbette bu sadece ailelerin çabasıyla mümkün olamaz. İki dilliği sağlamanın sorumluluğu sadece göçmen ailelerin üzerine bırakılamaz. Anadili derslerinin okullarda eğitim programının ayrılmaz bir parçası olması ve böyle kalması önem taşımaktadır. Çocukların ana dillerini, okullarda, ders saatleri içinde almaları ve diğer Alman çocukları gibi, aşama aşama geliştirerek yüksek bir seviyede konuşabilmelerini, okuyup yazabilmelerini sağlamak üzerinde önemle durduğumuz bir konudur. Öğrencilerin Almanca ve Türkçeyi aynı değerde görmelerini sağlayacak pedagojik yaklaşımların geliştirilmesi de yararlı olacaktır.
Berlin Büyükelçiliğimiz Eğitim Müşaviri Sayın Yıldız konuşmasında KRV Eyaletindeki okullarda Türkçe derslerinin durumunu anlattı. Ben sadece köken dili olarak Türkçe derslerine katılan öğrenci sayısındaki düşüşe dikkat çekmek istiyorum. Bunun nedenlerini ve sorunun üstesinden nasıl gelinebileceğini burada tartışmak yararlı olacaktır.
Başkonsolosluklar olarak bizler KRV’de okullarda Türkçe dersleri verilmesi konusunda Eyalet Eğitim Bakanlığı, tüm eğitim kurumları, eğitimciler ve veli dernekleriyle işbirliği yapmaya ve her türlü desteği vermeye hazırız. Zira her iki dili de çok iyi bilen, iyi yetişmiş bir neslin, Türkiye ile Almanya arasında hiç kopmayacak kuvvetli bir beşeri bağ oluşturduğuna inanıyoruz.
Toplantının verimli geçmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.