10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü

Şule Gürel 10.11.2018
Değerli Vatandaşlarım ve Çalışma Arkadaşlarım,
Duisburg Atatürkçü Düşünce Derneğinin Değerli Temsilcileri
Değerli Öğrenciler,

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ebediyete intikalinin 80. yıldönümünde, rahmetle, saygıyla ve minnetle anıyoruz.
Atatürk bu dünyadan göç etse de milletimizin gönlünde yaşamaktadır. Her yıl 10 Kasım’da saat dokuzu beş geçe milletimiz, o anda nerede olursa olsun, ister resmi törende olsun, ister sokakta olsun, saygı duruşuna geçer ve o anda trafikteki araçlar dahi durur. Dünyada bunun bir benzerini göremezsiniz. Sadece 10 Kasım’da değil, her gün, binlerce insan Mustafa Kemal Atatürk’ü, ebedi uykusuna yattığı Anıtkabir’de ziyaret ediyor. Bu da Atatürk’ün milletimizin gönlünde taht kurduğunu gösteriyor.
Bu anma törenine katılmak üzere buraya gelen sizlere teşekkür ediyorum. Biliyorum ki törene gelemeseler de görev bölgemde yaşayan binlerce Türk Atatürk’ü minnetle ve saygıyla anıyor.
Elbette bütün milletlerin saygıyla yad ettikleri siyasetçileri, devlet adamları, kurucu liderleri vardır. Ama sadece kendi milleti tarafından değil, tüm dünyada takdir gören ve sevilen devlet adamı ve liderlerin sayısı azdır. Atatürk bunlardan biridir. İngiliz Başbakanı Lloyd George’un, Atatürk için söylediklerini biliyorsunuz. "İnsanlık tarihi birkaç yüzyılda bir dahi yetiştirebiliyor. Şu talihsizliğimize bakınız ki bu dahi maalesef Anadolu’dan çıktı.” Onun için, bu dahi bizim milletimizin en zor anında bizim bağrımızdan çıktığı için ne kadar övünsek azdır.
Mustafa Kemal, en zor görünen koşullarda bile ümitsizliğe düşmeyen ve milletinin gücüne inanan bir askerdi. Düşünün, Anadolu’nun dört taraftan işgal edildiği ve bazılarının kurtuluşu manda yönetimlerinde aradığı o karanlık yıllarda bile bağımsızlık hedefinden ve mücadeleden vazgeçmemiştir. Atatürk’ün cesaretini ve Türk milletinin bu hasletini anlamak için bugün başka ülkelerde yaşananlarla karşılaştırmanız yeterlidir. İç savaş çıktığında veya ülkeleri askeri işgale uğradığında, kaçıp komşu ülkelere sığınanları görüyoruz. Bizim milletimiz ise vatanlarında kalıp Mustafa Kemal’in önderliğinde savaşarak ölmeyi tercih etmiştir.

Değerli vatandaşlarım,
Mustafa Kemal, çağının ötesini görebilen, engin vizyonu olan bir devlet adamıydı. Çağdaş uygarlığın gereklerini çok iyi görmüş ve Cumhuriyeti o temeller üzerinde kurmuştur. Modern ve gelişmiş bir Türkiye yaratmak için, büyük bir cesaretle, ekonomik, hukuki, siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda inkılaplar gerçekleştirmiştir. Bizler ve çocuklarımız bugün sahip olduklarımızı olağan bir veri gibi kabul ediyoruz. Oysa ki bugün geldiğimiz konuma Atatürk’ün başlattığı büyük dönüşüm süreci sayesinde kavuştuğumuzu her zaman hatırlamalıyız. Türkiye Cumhuriyeti bugün demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olarak dünyanın büyük devletleri arasında yerini alabilmiş ve 17. büyük ekonomi haline gelebildiyse bu süreci iyi anlamak lazımdır.
Bu bağlamda, Mustafa Kemal’in kadınlara toplumsal eşitlik sağlamak için attığı adımları özellikle vurgulamak lazım. İstiklal savaşında azimle mücadeleye katkı yapan fedakar Türk kadını tüm haklarına Atatürk sayesinde ve Avrupa’nın pek çok ülkesinden daha önce kavuştu.
Mustafa Kemal Atatürk yetenekli bir askerdi. Ancak savaşın dehşetini yaşamış bir asker olarak, “Savaş zorunlu ve yaşamsal olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye düşmedikçe savaş bir cinayettir” diyecek kadar da barışseverdi. Ülkemizin zor bir coğrafyada yer aldığının bilinciyle de dış politikamızın temel ilkesini “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” olarak belirlemiştir.
Atatürk’ün dış politikayla ilgili öngörülerinin ve vizyonunun ne kadar isabetli olduğunu tarih bize göstermiştir.
Örnek olarak Atatürk’ün bazı dış politika değerlendirmelerini size okumak istiyorum.
29 Ekim 1933’de Çankaya Köşkündeki kabulde söyledikleri:
“Bugün Sovyetler Birliği, dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya- Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumuz idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak. Dil bir köprüdür. İnanç bir köprüdür. Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli. “
İşte 1991’de Sovyetler Birliği yıkıldığında Atatürk’ün bu sözlerini tekrar hatırladık ve vizyonuna tekrar hayran olduk.
Dış politikayla ilgili bir başka beyanı şöyle:
“Milletleri yöneten kişiler doğaldır ki önce kendi milletinin varlık ve mutluluğunu sağlamak isterler, Ama aynı zamanda bütün milletler için aynı şeyi istemek gerekir. Dünya olayları bize bunu açıktan açığa kanıtlar. En uzakta sandığımız bir şeyin bize bir gün dokunamayacağını bilemeyiz. Bunun için insanlığın hepsini bir beden ve bir milleti bunun bir organı saymak gerekir. Bir bedenin parmağının ucundaki acıdan öteki bütün organlar etkilenir. Dünyanın bir yerinde bir rahatsızlık varsa bana ne dememeliyiz. Böyle bir rahatsızlık varsa tıpkı kendi aramızda olmuş gibi ilgilenmeliyiz. Olay ne denli uzak olursa olsun bu ilkeden şaşmamak gerekir. İşte bu düşünüş, insanları, milletleri ve hükümetleri bencillikten kurtarır…… Doğal olarak kendimiz için bütün gereken şeyleri düşüneceğiz ve yapacağız. Ama bundan sonra bütün dünya ile ilgileneceğiz.”
İşte biz Atatürk, küresel çağda sorunların da sınır aşan bir nitelik kazanacağını daha o zamandan görmüştür. Bizler de onun söylediği doğrultuda bir dış politika izliyoruz. Uluslararası barışı, istikrar ve işbirliğini destekliyoruz. Komşularımızla iyi ilişkiler kurmaya çalışıyoruz ama milli çıkarlarımızdan taviz vermiyoruz. Sorunları çözerken, diplomasi, uzlaşı ve müzakereye öncelik veriyoruz. Bir yandan da Atatürk’ün dediği gibi bütün dünya ile ilgileniyoruz. Dünyanın uzak köşelerinde bile olsa yaşanan acılara, krizlere, doğal afetlere, savaşlara duyarsız kalmıyor, her yere insani yardım götürmeye, krizlerde ve savaşlarda arabuluculuk yapmaya çalışıyoruz. İzlediğimiz bu “girişimci ve insani politika” gereği, Afrika’dan Latin Amerika’ya, Myanmar’dan Filistin ve Yemen’e kadar hem ikili temelde, hem de BM kuruluşları aracılığıyla insani yardımlarda bulunuyoruz. Ülkemiz 2017 yılında insani yardımlarda 8.07 milyar Dolar ile dünyada birinci sıraya yükseldi. Bu rakam dünyanın en zengin ülkelerinden bile yüksektir. Ayrıca savaştan ve zulümden kaçanlara da kapılarımızı açarak, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumuna geldik.
Değerli vatandaşlarım,
Atatürk’ü anmanın en iyi yolu okumak ve tarih öğrenmektir. Yaşadıkları, yaptıkları ve fikirleri bir konuşmaya sığdırılamaz. Ben özelikle gençlerimize milli mücadele tarihimizi ve Atatürk’ün Söylev’ini dikkatle okumalarını ve bugünün olaylarını tarih bilinciyle değerlendirmelerini önemle tavsiye ediyorum.
Bu söylediğim özellikle Türkiye’den uzakta Almanya’da yetişen yeni nesillerimiz için önem taşımaktadır. Çocuklarımızın, Atatürk’ü tanımaları ve milleti için yaptıklarını iyi kavramaları şarttır. Öğretmenlerimizi ve anne babaları bu açıdan daha fazla çaba göstermeye davet ediyorum.
Sözlerimi bitirirken Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle anıyor, manevi huzurunda saygıyla eğiliyor ve konuşmamı onun sözleriyle bitirmek istiyorum.
“Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

Pazartesi - Cuma

08.30 - 12.30 / 13.00 - 17.00

08.30-12.30 ve 13.00-17.00 (Pazartesi-Cuma) Telefonla bilgi almak için 15:00-16:45 saatleri arasında arayabilirsiniz
1.1.2018 Yılbaşı
1.1.2018 1.1.2018 Yılbaşı
12.2.2018 12.2.2018 Karnaval
12.2.2018 Karnaval
30.3.2018 2.4.2018 Paskalya Arefesi ve Paskalya
30.3.2018 30.3.2018 Paskalya Arefesi
1.5.2018 İşçi Bayramı
10.5.2018 Hz. İsa'nın Göğe Yükselişi
21.5.2018 Küçük Paskalya
31.5.2018 Yortu Bayramı
15.6.2018 Ramazan Bayramı
21.8.2018 Kurban Bayramı
3.10.2018 AFC Milli Günü
1.11.2018 Azizler Yortusu
24.12.2018 Noel-Hz. İsa’nın doğumu (yarım gün tatil)
25.12.2018 26.12.2018 Noel
31.12.2018 31.12.2018 Yılbaşı (yarım gün tatil)