Cumhuriyet Bayramı konuşması

Şule Gürel 29.10.2018
Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Parlamentosu Başkan Birinci Yardımcısı ve Parlamento Türkiye Grubu Başkanı Sayın Carina Gödecke,
Düsseldorf Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Thomas Geisel,
Federal Polis Eyalet Şefi Sayın Wolfgang Wurm, (Bundespolitzei)
Korkonsüler’in saygıdeğer mensupları,
Sevgili vatandaşlarım,
Kıymetli basın mensupları,
Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 95. yıldönümünü kutluyoruz. 1923’de diktiğimiz Cumhuriyet fidanı neredeyse bir asırlık çınar haline geldi. Gururluyuz, coşkuluyuz. Bu sevincimizi paylaşmak üzere geldiğiniz için teşekkür ediyorum.
Bizler, her 29 Ekim’de geriye bakıp, bugün sahip olduklarımız için minnet borçlu olduklarımızı hatırlıyoruz. Asırlardır vatan edindiğimiz Anadolu topraklarında özgürce yaşamaya devam etmek için verdiğimiz istiklal mücadelesini hatırlıyoruz. Bu onurlu direnişin önderini, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü ve dava arkadaşlarını, istiklal için hayatlarını feda eden aziz şehitlerimizi düşünüyor, onları rahmetle ve saygıyla yad ediyoruz.
Cumhuriyet fikri, İstiklal Savaşımızın doğal sonucudur aslında: Madem ki bağımsızlık için canlarını feda edenler bu milletin evlatlarıdır, o halde hakimiyetin kayıtsız şartsız sahibi de milletimizin kendisi olmalıdır. Bu yüzden, egemenliğin kaynağını millet olarak kabul eden Cumhuriyet, genç devletimizin yönetim şekli olmuştur. Cumhuriyet, gelecekte de “milli iradenin” teminatı olmaya devam edecektir.
Cumhuriyetimiz çağdaş demokratik değerler temelinde bir hukuk devleti olarak kurulurken “tam bağımsızlığa” da büyük önem verilmiş, ulusal egemenliğin iktisadi egemenlikle pekiştirilmesi hedeflenmiştir. Atatürk’ün 1923’de İzmir İktisat Kongresinde söylediği gibi “Askeri ve siyasi zaferler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadi zaferlerle taçlandırılmazlarsa, kazanılacak başarılar yaşayamaz ve sürekli olamaz. “ İşte Cumhuriyetin kurucu kadrolarının bu düşünceyle başlattığı ve daha sonraki yıllarda da devam eden kalkınma seferberliği sayesinde, ülkemiz bugün dünyanın en büyük 17. ekonomisi haline gelmiştir. Elde ettiğimiz bu başarı en büyük 10 ekonomi arasına girme hedefimize ulaşmak konusunda bize cesaret ve özgüven vermektedir. Son aylarda bazı sıkıntılar yaşansa da, bugün birinci faz açılışı yapılan İstanbul Yeni Havalimanı ve benzeri büyük projeler hızla hayata geçirilmektedir. Türkiye uluslararası yatırımcılar için cazip imkanlar sunmaya devam etmektedir. 24 Haziran seçimlerini takiben yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yürütmedeki çift başlılığı ortadan kaldırarak ve hızlı ve etkili icraat imkanı sunarak ekonomi ve diğer alanlarda 2023 vizyonuna ulaşmayı kolaylaştıracaktır. Atatürk’ün bize verdiği görevin bilinciyle, Türkiye Cumhuriyetini ilelebet yaşatma ve güçlendirme azmindeyiz. Bunu yaparken de “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturuyla, devlet-millet beraberliğini sürdürecek adımlarla ilerliyoruz.
Saygıdeğer misafirler,
Cumhuriyet Bayramı, Almanya’da yaşayan 3 milyondan fazla insanımızın da gururla kutladığı bir Bayramdır. Çünkü on yıllardır Almanya’da yaşasalar da, Türkiye kökenliler ata toprakları ile gönül bağını korumakta, Cumhuriyetin ve demokrasinin bize kazandırdıklarının değerini, bağımsızlığın kıymetini bilmektedir. Almanyalı Türkler işte bu bilinçle 15 Temmuz 2016 gecesi sokaklara dökülmüş, Cumhuriyete, bağımsızlığa ve demokrasiye sahip çıkmıştır.
Yarın 57. yıldönümünü idrak edeceğimiz 30 Ekim 1961 tarihli işgücü anlaşmasıyla Almanya’ya gelmeye başlayan Türkler, iki devlet arasındaki ilişkilere benzersiz bir insani boyut katmıştır. Bu göçle Almanya, Türkiye dışında en fazla Türk’ün yaşadığı ülke konumuna gelmiştir. Anadolu insanı, Almanya’nın hem ekonomik kalkınmasına katkı sağlamış, hem de kültürel ve sosyal yaşamını zenginleştirmiştir. Burada yaşayan Türk vatandaşları ve Türkiye kökenli Almanlar, dilleri, inançları ve kültürel değerleriyle çok kültürlü Almanya’nın ayrılmaz bir parçası, iki ülke arasında beşeri köprü olmuştur. Türk toplumunun yeni nesilleri, artık siyasetçi, işadamı, akademisyen, bilim insanı, doktor, avukat, sanatçı ve sporcu kimlikleriyle önemli başarılara imza atmaktadır. Anadolu’nun hoşgörü ve insan sevgisine dayalı İslam anlayışını ve Cumhuriyet değerlerini benimsemiş olan Almanya Türk toplumu, aşırı akımlarla mücadelede de önemli rol oynamaktadır. Camilerimiz ve derneklerimiz, dinimizi istismar eden radikal oluşumlara karşı yerel Alman makamlarıyla işbirliği yapmakta, ayrıca şeffaf bir anlayışla kapılarını açarak Alman kamuoyuna yüce İslam’ı en doğru biçimde anlatma çabasını sürdürmektedir.
Almanyalı Türkler, Almanlarla huzur ve uyum içinde birlikte yaşamayı ve iki ülke arasındaki ilişkilerin işbirliği ve dostluk temelinde yürütülmesini istemektedir. Türkiye ve Almanya ilişkilerinde son yıllarda yaşanan zor dönemi artık geride bırakmak iki tarafın da ortak iradesidir. Zira, Suriye, düzensiz göç, terörle mücadele, ticaret savaşları gibi pek çok bölgesel ve uluslararası meselede işbirliği yapmaya ve diyaloğu sürdürmeye ihtiyacımız olduğu açıktır. Ayrıca Almanya en büyük ticari-ekonomik işbirliği partnerimizdir. Son aylarda gerçekleşen çok sayıda üst düzey resmi ziyaret, özellikle de Sayın Cumhurbaşkanımızın Eylül ayında Almanya’ya yaptığı başarılı devlet ziyaretiyle normalleşme süreci başlamıştır. Alman Ekonomi Bakanı Sayın Altmaier geçtiğimiz günlerde çok sayıda işadamıyla Türkiye’yi ziyaret etmiştir. Şansölye Sayın Merkel de İstanbul’da Suriye konulu Dörtlü Zirveye katılmıştır. Bu üst düzey ziyaretler, basın üzerinden değil de doğrudan ve samimi fikir alışverişinde bulunulmasına imkan vermiştir. Görüşmelerimizde, Türkiye’yi tehdit eden terör örgütleriyle mücadelemize daha fazla destek verilmesi beklentimiz de dile getirilmiştir. Siyasi ilişkilerde ve diplomaside bu gelişmeler yaşanırken, Alman halkı da Türkiye’den vazgeçmediğini, Türkiye hakkındaki objektiflikten uzak basın haberlerine itibar etmediğini göstermiştir. Bu sene ilk 8 ayda Türkiye’yi ziyaret eden Alman turist sayısı 3 milyona yaklaşmıştır ve yıl sonuna kadar 4 milyonu geçmesi beklenmektedir. Ülkemize seyahatler konusunda şunun altını çizmek isterim ki, terör örgütleriyle ilişkili olmayan ve terör propagandası yapmayan kişilerin endişe etmesine gerek yoktur ve ülkemize güvenle seyahat edebilirler. Halkların bu şekilde artan yüz yüze teması karşılıklı anlayışın daha da gelişmesine katkıda bulunacaktır. Kardeş şehirler ve kardeş okullar da halklarımız arasında doğrudan diyaloğu arttırmakta ve tarafımızdan desteklenmektedir. Bu konuya verdiği destek ve Parlamento’da Türkiye Dostluk Grubu kurulmasına öncülük ettiği için Sayın Gödecke’ye teşekkür ediyorum.
Bir milyona yakın insanımızın yaşadığı ve Almanya ile toplam ticaretimizin yaklaşık beşte birini gerçekleştirdiğimiz Kuzey Ren Vestfalya Eyaletine özel önem veriyoruz. NRW eyaleti makamlarıyla her konuda açık bir diyalog ve işbirliği içinde çalışmayı sürdüreceğiz. Eyalet Hükümet makamlarının önümüzdeki dönem ülkemize yapmayı planladıkları resmi ziyaretleri de memnuniyetle karşılıyoruz.
Değerli Konuklar,
Atatürk’ün “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesini esas alan, uluslararası barış, istikrar ve işbirliğini destekleyen, diplomasi, uzlaşı ve müzakereye öncelik veren dış politikamızı, aynı zamanda “girişimci ve insani” bir yaklaşımla yürütmekteyiz. Türkiye, Afrika’dan Latin Amerika’ya, Myanmar’dan Filistin ve Yemen’e kadar hem ikili temelde, hem de BM kuruluşları aracılığıyla insani yardımlarda bulunmaktadır. Türkiye, 2017 yılında insani yardımlarda 8.07 milyar Dolar ile dünyada birinci sıraya yükselmiştir. İnsani yardımların milli gelire oranı açısından da ilk sıraya yerleşerek “dünyanın en cömert ülkesi” unvanını kazanmıştır. Yine insan odaklı dış politikamızın gereği olarak savaştan ve zulümden kaçanlara kapılarını açan Türkiye, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumuna gelmiştir. Girişimci ve arabulucu politikalarımız sayesinde varılan İdlib mutabakatıyla insani bir felaket önlenmiş, Suriye’nin bu bölgesinden Türk sınırlarına ve Avrupa’ya doğru yeni bir göçmen akımı ihtimali bertaraf edilmiştir.
Değerli Konuklar,
Dış politikamızın temel amaçlarından birisi de yurtdışındaki vatandaşlarımızın ve soydaşlarımızın haklarının etkin olarak korunmasıdır. Bu doğrultuda, Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızın ve Türkiye kökenlilerin karşılaştıkları sorunları yakından takip ediyoruz. Son yıllarda, Müslümanlar ve Türkler başta olmak üzere göçmen kökenlilere karşı düşmanlığın ve ayrımcılığın artması ve sağ popülist partinin yükselişi bizi endişelendiriyor. Camilerimize yönelik ırkçı ve İslam karşıtı saldırıların faillerinin bulunamaması Türk toplumunun “ikinci vatana” olan güvenlerini sarsıyor. Başörtülü kadınlarımız başta olmak üzere Türkler hayatın her alanında “gündelik ırkçılık” denen ayrımcı ve düşmanca tavırlarla karşılaşabiliyor. Gençlerimiz iş veya meslek yeri bulmakta sıkıntı yaşıyor. Türkler bazı semtlerde ev kiralamak veya satın almak istediklerinde red cevabı alarak ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Hal böyleyken, “Türkler kendi mahallelerinde paralel toplumda yaşıyorlar” diye eleştirmek haksızlık değil midir? New York’ta Chinatown ve Little Italy turistik merkezler olarak görülürken, Düsseldorf‘ta Immermanstrasse Japon kültürü ve leziz mutfağını tecrübe edeceğiniz bir cazibe merkeziyken Duisburg’da Marxloh’nun başka bir gözle görülmesi doğru mudur?
Ne yazık ki sorun sadece ayrımcılık, gündelik ırkçılık ve cami avlularına domuz kafası atmakla sınırlı değil. Irkçılar geçmişte ve şimdi de insan hayatına kastediyor. Hoyerswerde, Mölln ve Solinegen’de Türklerin öldürülmesinden sonra bir de neo-Nazi Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü (NSU) karşımıza çıktı. 8 Türk’ü öldüren NSU davasında geçtiğimiz Temmuz ayında açıklanan karar, ne yazık ki cinayetlerin arka planını, derin devlet ve istihbarat içindeki bağlantılarını tüm boyutlarıyla açıklığa kavuşturmadı, gerçek suçlular ortaya çıkarılamadı. Bu bakımdan kararı, adaletin tecellisi ve kamu vicdanının rahatlatılması bakımından tatmin edici bulmuyoruz. Bu konuda Dışişleri Bakanlığımızca yapılan resmi açıklama da bu hususları kaydetmiştir.
Öte yandan, bize umut ve cesaret veren gelişmeler de vardır. Irkçılık, ayrımcılık ve İslam karşıtlığının resmi düzeyde ve toplumun geniş bir kesimince kınanması, ırkçılara karşı gösterilere daha fazla Almanın katılması ve yaşanan sorunların üst düzey makamlarca teslim edilmesi memnuniyet yaratmaktadır. Cumhurbaşkanı Sayın Steinmeier’ın Berlin’de “Müslümanların ön yargı, hatta reddedilme ve nefretle karşılaştıkları gerçeğine gözlerimizi kapatamayız” şeklindeki sözleri bu açıdan anlamlıdır. Şansölye Merkel’in ve Eyalet Başbakanı Laschet’in de geçtiğimiz Mayıs ayında Solingen ırkçı kundaklamasının 25. yıldönümü törenine katılarak verdiği mesajlar bize kuvvet vermiştir.
Alman makamlarından beklentimiz, popülizme kapılmadan, ırkçılık ve ayrımcılıkla tavizsiz mücadeleye devam edilmesidir. Böylelikle, Türk toplumunun sarsılan güveni tamir edilebilir. Entegrasyon 60 yıldır devam eden bir tartışmadır. Sayın Cumhurbaşkanı Steinmeier’in, Sayın Cumbaşkanımıza verdiği yemekteki konuşmasında belirttiği gibi, “entegrasyon tüm taraflara sorumluluk yükleyen bir süreçtir, hem ev sahibi Almanlara, hem de göç ederek gelenlere”. Dolayısıyla tüm göçmen kökenlilerin kimlikleri, kültürel ve dini değerleriyle bu toplumda kabul gördükleri hissini kuvvetlendirecek tedbirlerin alınmasının ve ayrımcılık, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığıyla etkin mücadele edilmesinin, göçmen kökenlilerin entegrasyonunu daha fazla teşvik edeceğine inanıyorum.
Anadolu’nın bilge kadını Mevlüde Genç ve ailesi de bu akşam aramızdalar. Mevlüde annemizin o ırkçı saldırıda hayatını kaybeden kızları ve torunlarının tabutları harabe evin önüne dizildiğinde, o büyük acısına rağmen “Gelin dost olalım” diye haykırarak barışma iradesini sergilemesi, bu sağduyulu ve emsalsiz duruşu hepimize ibret olmalı ve ışık tutmalı. Ben sözlerimi bitirirken onun bu çağrısını tekrarlamak istiyorum: “GELİN DOST OLALIM”. Dost olalım ki Almanya artık Türkler için “ACI VATAN” olmasın.
Hepinizi saygıyla selamlıyor, daha nice Cumhuriyet Bayramlarında buluşmayı diliyorum.
Es lebe die Republik!

Pazartesi - Cuma

08.30 - 12.30 / 13.00 - 17.00

08.30-12.30 ve 13.00-17.00 (Pazartesi-Cuma) Telefonla bilgi almak için 15:00-16:45 saatleri arasında arayabilirsiniz
1.1.2018 Yılbaşı
1.1.2018 1.1.2018 Yılbaşı
12.2.2018 12.2.2018 Karnaval
12.2.2018 Karnaval
30.3.2018 2.4.2018 Paskalya Arefesi ve Paskalya
30.3.2018 30.3.2018 Paskalya Arefesi
1.5.2018 İşçi Bayramı
10.5.2018 Hz. İsa'nın Göğe Yükselişi
21.5.2018 Küçük Paskalya
31.5.2018 Yortu Bayramı
15.6.2018 Ramazan Bayramı
21.8.2018 Kurban Bayramı
3.10.2018 AFC Milli Günü
1.11.2018 Azizler Yortusu
24.12.2018 Noel-Hz. İsa’nın doğumu (yarım gün tatil)
25.12.2018 26.12.2018 Noel
31.12.2018 31.12.2018 Yılbaşı (yarım gün tatil)